Blog
Yas Süreci ve Çocuklar
Yas Nedir?
Yas; insanın kayıplara verdiği doğal bir tepkidir. Yas denilince akla sevilen bir kişinin ölümü sonrası yaşananlar gelse de yas değer verilen her türlü nesnenin kaybıyla ilgili olabilir. Yas aslında birçok süreci ve durumu içinde barındırır. Hem evrensel hem de kişisel bir deneyimdir. Yas süreci kaybı yaşayan kişiye, ölen kişiyle olan ilişkiye ve ölüm biçimine göre değişkenlik gösterebilmektedir. Yas süreci duyguları, düşünceleri ve vücudu etkiler.
Çocuklar ve Yas
Sevdikleri biri öldüğünde, çocuklar kederlerini farklı şekillerde hisseder ve gösterirler. Çocukların kayıpla nasıl başa çıktıkları, yaşları, ölen kişiye ne kadar yakın hissettikleri ve aldıkları destek gibi şeylere bağlıdır. Çocuklar ölümün kalıcı olduğunu ilk olarak 3 yaş civarında anlarlar. Sonraki birkaç yıl içinde herkesin öldüğünü ve ölümün vücut fonksiyonlarının durmasının bir sonucu olduğunu daha iyi anlarlar. Çocuğun ölen kişiyle ebeveyn veya kardeş gibi yakın bir ilişkisi olduğunda kayıp daha yoğun olur. Ancak bu bir çocuğun tepkilerinden her zaman açık değildir. Bir çocuğun kederi gelip geçici gibi görünebilir ve bir çocuk yasını nadiren sözlü olarak ifade edebilir.
Çocuğunuz büyüdükçe kaybın yoğunluğunu yeniden yaşayabilir. Bu okula başlamak veya ilk buluşmaya gitmek gibi hayattaki belirli dönüm noktalarında daha sık meydana gelebilir. Yetişkinlikte bile üniversiteden mezun olmak veya evlenmek gibi önemli olaylar, yeniden kederi tetikleyebilir. Yetişkinlerin bir kayıp sonrası ilgilenmeleri gereken birçok konu olabilir ancak kayıp sonrası çocuklar için aktivite bulmakta güçlük çekilebilir. Çocuğun odaklanacağı şeyler bulmak gerekir. Çocuklar için yas sonrası en önemli şey, kaybedilen kişinin karşıladığı ihtiyaçlarının sonrasında karşılanmaya devam edilecek olmasıdır. Bu yüzden ailenin bu konuda güvence vermesi son derece önemlidir. Çocukların kayıp sonrası hissettiği suçluluk duyguları yetişkinlerden daha büyük bir role sahiptir, bu yüzden çocuğa kaybın onun suçu olmadığı mutlaka aktarılmalıdır.
Her çocuğun gösterdiği yas reaksiyonu yaşına, gelişim evresine, ölen kişiye olan bağlılığına göre değişiklik gösterir. Çocuklar duygularını kelimelere dökemezler ve bunun yerine sinirlilik, saldırganlık, fiziksel belirtiler, uyumakta zorluk veya gerileme (yatak ıslatma veya parmak emme gibi) gibi davranışlarla kayba tepki verirler. Bu yaştaki çocuklar “sonsuza kadar” gibi soyut kavramları anlamazlar bu yüzden net ifadeler kullanılması gerekir. Çocuklar uykularını bölebilir, iştahları değişebilir, oyuna ilgileri azalabilir ve tanıdık yetişkinlerle kaldıklarında bile ayrılık konusunda daha endişeli hale gelebilirler. Çocuklar çevrelerindeki yetişkinlerden öğrenirler, bu nedenle bir yetişkin duygusal bir tepki verirse duygularını kabul edip onlara gittikçe daha iyi olacağı konusunda güvence vermek en iyisidir. Bu, kendi duygularını ifade etmenin uygun olduğunu bilmelerine yardımcı olacaktır. Çocukların ölüm hakkında sorduğu soruları olabildiğince dürüst ve tam olarak yanıtlamak önemlidir. Çocukların dikkatini dağıtmaya çalışmak cazip gelse de aslında bu onların gerçeği duymaktan daha fazla kaygılanmalarına neden olabilir.
Okul Öncesi Çağındaki Çocuklar (2- 6 yaş) Yas Hakkında Neler Düşünebilirler?
Ölümü merak ederler ve geçici ya da geri döndürülebilir olduğuna inanırlar.
Ölümü uyumak gibi bir şey olarak görebilirler.
Sık sık suçluluk duyarlar ve sevdikleri birinin ölümünden sorumlu olduklarına inanırlar. Örneğin; "kötü" olduklarını düşündüklerinden veya daha önceden kişinin "gitmesini" dilediklerinden öldüğünü düşünebilirler.
Yeterince iyiyse ölen kişiyi geri getirebileceklerini düşünebilirler.
Onlara kimin bakacağı ve geride bırakılma konusunda endişe duyabilirler.
Hayatta kalan aile üyelerinin üzüntüsünden çok etkilenirler.
Çocuklarla Ölüm Hakkında Nasıl Konuşulmalı?
Bir çocukla yakınlarından birinin ölmesi hakkında konuşmak zor olabilir. Çocuğun korkabileceğinden veya yanlış bir şey söylemekten endişe edilebilir. Ancak açık olmak ve sahip oldukları soruları olabildiğince dürüstçe yanıtlamak önemlidir. Çocukların hayal ettikleri, gerçekte olduğundan çok daha kötü olabilir. Yas sürecinden geçen bir öğrencinin öğretmeninin görevi, ona olanlarla ilgili sayısız duygu hissetmenin bir problem olmadığını sürekli olarak hatırlatmaktır. Bunu zaten bildiklerini düşünülse bile çocuğun kendisini suçlamaması ona güvence verir. Önemli olan çocuk orada ve hazır olduğunuzu hissetmesidir.
Çocuk ile ölüm hakkında konuşurken "öldü" gibi doğrudan bir dil kullanılmalı.
Ölen kişinin geri gelmeyeceği konusunda net olunmalı.
Dini veya manevi inançlarınız olsa bile ölüm fiziksel bir şekilde açıklanarak başlanmalı.
Öğrencinin yaşına neyin uygun olduğundan emin olunamıyorsa temel bilgilerle başlanmalı ve sohbet bunun üzerinden ilerlemeli. Çocuğun tepkileri, ölmekle ilgili neyi kavramaya hazır olduğunu anlamaya yardımcı olur.
Öğrencinin soru sormasının sorun olmadığını bilmesi gerekir. Merak ettikleri bir şey olup olmadığı öğrenilmeli ve daha sonra ortaya çıkan sorular ile ilgili öğretmeninden yardım alabileceği hissettirilmelidir. Öğretmen tüm cevapları bilmek zorunda değildir. Çocuğun sorularının yanıtı bilinmiyorsa açık bir şekilde “bilmiyorum” denilmesi gerekir.
Küçük çocuklar ölen bir kişinin geri gelip gelmediğini bilmek isteyebilir. Bunun olmayacağına dair net ve dürüst olunmalıdır.
Çocuğa endişelenmemesi veya üzülmemesi söylenmemelidir. Bu çocuğun duygularını ifade etmesini engelleyebilir.
Birisi öldüğünde sıcak veya soğuk, aç veya susuz hissetmediğini ve acı çekmediğini açıklamak çocuğun zihninde rahatlatıcı bir etkiye sahip olacaktır.
"Uykuya daldı" veya "vefat etti" gibi ifadeler, "gitti" veya "kayıp" gibi kelimeler daha nazik görünebilir ancak yanıltıcıdır ve kafa karışıklığına yol açabilir. Örneğin; çocuklara “kaybettik” demek onları aramaya ve bulabileceğini düşünmeye teşvik etmektedir. Benzer şekilde “uykuya dalmak” ifadesini kullanmak uyumayı ölümle ilişkilendirmelerine yol açabilir ve bu da uyku vaktinde kaygılara neden olabilir.
Konuşurken öğrencinin duygularını doğrulanmalıdır.
Öfke, üzüntü, korku ve kafa karışıklığı gibi karmaşık duyguları işlemelerine yardımcı olmak gerekir.
Güvenli bir ortamda deneyimleri hakkında konuşmalarına izin verilmelidir.
"Çok üzgün olduğunu biliyorum. Ben de üzgünüm.” gibi duygusunu yansıtan cümleler kurulmalıdır.
Yas Tutan Bir Çocuğa Nasıl Yardım Edebilirsiniz?
Çocuğun kişiyi hatırlamasına yardımcı olunmalıdır
Yas sürecinden sonraki günlerde ve haftalarda, çocuk sevdiklerinin resimlerini çizmek veya hikâyelerini anlatmak için teşvik edilmelidir. Ölen kişi hakkında konuşmaktan kaçınılmamalıdır. Mutlu anıları paylaşmak yası iyileştirmeye yardımcı olur.
Çocuğun, ölümden kendisinin sorumlu olmadığını ve ölen kişinin geri gelmeyeceğini anladığından emin olunmalıdır.
Çocuğa bolca sevgi gösterilmelidir. Sevilmeye ve ilgilenilmeye devam edileceği konusunda güven verilmelidir.
Çocuk, duygularını konuşması için teşvik edilmelidir. Anlatmak veya resim çizmek gibi duyguları ifade etmenin başka yolları da önerilmelidir.
Rutinler mümkün olduğunca tutarlı devam edilmelidir.
Davranışlara sınır koymaya devam edilmelidir.
Çocuğun arkadaşlarıyla zaman geçirmesi ve yaşına uygun etkinliklerde olması için teşvik edilmelidir.
Çocuğun yanlış ve uygun olmayan inançlarını ve söylemleri uygun yollarla düzeltilmelidir.
Diğer Blog Yazıları
Boşanma Süreci ve Çocuklar